Monthly Archive: Ocak, 2017

Beş Dakika

Beş dakikalık görüşmelerimizde neler diyebilirim sana? Ah yüreğim ve o hasretler… Nasıl taşırsınız beni? Ah şu beş dakika. Kaybettiklerimiz. Gidenler. Ümitlerimiz. Ve bunların niyatinde kırgın duruşlarımız.  Ama sana yine de özet geçeyim: Bu… Okumaya devam et

Dedin, Demiştim, Diyorlar…

Çoktan beri göremedik birbirimizi. Hayat işte deyip duruyordun. Bense ‘öyle de geçer böyle de demek olmuyor’ diyordum. Yıkılıyoruz diyor bazı dostlar. Çok şey diyorlar… Yorgunum bugün de… Evin yolunu tutmuşum. Bir omzumda çantam,… Okumaya devam et

ÖZLEMEK

Özlemek kelimesi artık garip geliyor. Hiç gelmeyecek, yaşanmayacak günleri özlemek nasıl bir duygudur? Vurgun yemişiz; daha neyi özleyeceğiz? Güzel günleri mi özleyelim? Güzel günler nedir? Biz güzel günleri yaşamadık ki bilelim. Çocukluğumuz, gençliğimiz… Okumaya devam et

İŞ GÖREN TAHTALAR

Altı sene önce okula gelen malzemelerin tahta sandıkları dağıtıldı. Epeyce almıştım. Bir kısmı ile kendime kitaplık yaptım. Gizerin (su ısıtıcısı) olduğu yere bir malzeme rafı yaptım. Merdiven altını da unutmadım. Raf işte. Biraz… Okumaya devam et

BOYASIZ ODA

Ev boyamak mesele. Yedi sene oturduktan sonra salonu, ‘yatakhaneyi’  ve mutfağı boyadım. Tam yatakhaneyi boyarken ‘Banyoyu ne zaman boyayacaksın?” sorusu beynime çakıldı. Bir işi yaparken, başka bir işin buyurulması… Al işte. Bu soru… Okumaya devam et

KAPI ZIRZASI

Biz ona zırza deriz. Kapı zinciri, sürgüsü, kapı rezesi, menteşesi diyen de olur.  Evimiz epeyce eski. Öyle diyorlar. 40-50 yıllık falan.  Verilen beş anahtardan ancak bir tanesi çalışıyor. Evde giyinip, soyunmak ayrı bir… Okumaya devam et

ÖMRÜMÜZÜN MERHABALARI

Sarsıntılı günlerden uzakta, toza-çamura bulanmadan  dostalara merhaba demek vardı. Tahta pencereden bakarken, bir teneke soba başında ısınırken gönlünüzdekine merhaba demek vardı. Ankara kütüphanesinde kitap ararken, Hacettepe otobüslerinde yan yan oturduğunuz dostlarınıza defalarca merhaba… Okumaya devam et