Beş Dakika

wp_20160106_06_59_16_pro__highres

Beş dakikalık görüşmelerimizde neler diyebilirim sana? Ah yüreğim ve o hasretler… Nasıl taşırsınız beni? Ah şu beş dakika. Kaybettiklerimiz. Gidenler. Ümitlerimiz. Ve bunların niyatinde kırgın duruşlarımız.  Ama sana yine de özet geçeyim:

Bu yıl bahçemizdeki portakal ağacı çiçek vermedi. Hortum hala kısa geliyor. Bütün bahçeyi sulamak zor olsa da bir şekilde yapıyorum. Geçen nisan ayında ektiğim maydonozlar da gövermedi. Akşamları yine eskisi gibi çay demliyorum. Sen sanki varsın diye iki yemek kaşığı çayı demliğe koyuyorum. Ve sanki varsın diye limonu eksik etmiyorum. Erken yatışın ve erken kalkışına bu defa ben alıştım. Çok bereketli oluyormuş. Saat dörtte kalkıyorum. Bu kalkışlara Müzeyyen ablanın horozunun sesi de eşlik ediyor. Anlayacağım sen sanki varsın diye yaşıyorum. Bak beş dakikakımız doldu, şimdi veda vakti….

Reklamlar