Memleketime Yaz Gelmiş (1) …

 

 

Yüreğim kıpır kıpır. Hüzünlerim omuzlarımdan düşmüş. Memleketime yaz gelmiş. Şimdi bereketli çalışma zamanıdır. Şimdi gökyüzüne bir başka bakma; hasretimize kavuşma anıdır.

Bir hafta sonra dutların en alası dallarını aşağıya doğru sarkıtacak.  Kırmız dut, beyaz dut ve bunların sonrasında gelen urmu dut, parmak dut ve adını bilemediğim diğer dutlar. Ben ve komşu Bekirin oğlu Halil ile dut dallarında tıpkı bir kuş gibi gezeceğiz. Ekmek aşa gerek kalmadan, biraz dutla, biraz erikle ve biraz da şekerpare mişmişle bir fasıl sabah, bir fasıl ikindi sonrası ağzımızı tadlandıracak ve karnımızı doyuracağız. Bazen tutunduğumuz dallar kırılacak, kendimiz tutamadan yere düşeceğiz. Güleceğiz, ‘lan oğlum’ lu laflar edeceğiz.

Memleketime yaz gelmiş. Sandık sandık mişmişleri, erikleri köprü başına götüreceğiz. Bir kamyona yüklenecek ve büyük şehirlere satışa çıkacak. Biz çok yorulacağız. Biz o sandıkları taşırken belimiz çok ağrıyacak, telaşların gölgesinde akşamı edeceğiz ama o mişmişler ve erikler evimize şeker ve babamızın cebine biraz harçlık olarak dönecek. Bütün o ağrılar ve telaşlar bize de bir çift lastik ayakkabı, bir keten pantolan olacak.  Sandıklara konulmayan mişmişler ise kerpiç evimiz damında kurutulacak. ‘Çir’ alacak çerçilere bu kuru mişmişleri bedava fiyatına satacağız. Anam kendine bir tülbent alacak, bir de zıbın.

Memleketime yaz gelmiş. Şimdi çayda arıkta yüzme vaktidir. Öğle saatlerinde uzun donlarla serin sularda yüzmek lazım. Öyle metrelerce yüzemesek de suya girmek yeter. Şayet Mikail amcamın canı isterse balık bile tutarız. Hemen oracıkta iki taş arası yaktımız ateş üzerinde balıkları pişirip yeriz.

Akşamları erken yatacağız. Altımızda çaput minder, üzerimizde incelerin incesi çaput yorganla yıldızları, ayı seyrederiz. Yorgunuzdur, gözlerimiz hemen kapanır. Şayet günlerden cuma ise mutlaka bir düğün vardır. O zaman yorgunluğu unuturuz. Düğün adresi köy harmanıdır. Gitmeliyiz. Belki bize de halayda yer almak düşer.

Not:

Memleketime yaz gelmiş. Gelmiş ama gerçek şu ki artık memleketime bu sıralar gidemiyorum. Biraz hastalık , biraz da kaygan yollar beni memleket yollarına düşürmüyor. Gidemesem de öğle sıcağındaki toprak kokusunu içimde duyuyorum; gece vakitleri yıldızları tekrar ve tekrar saymaya devam ediyorum. Geceleri keçe yatağımda ancak öyle uyuyabiliyorum. Gidememenin en kötü yanı nedir biliyor musunuz? Daha uzun süre gidilemeyeceğin bilmek.  

foto/yazı: magpak

Reklamlar